Denizci konuşmasını sürdürüp birazdan asılacak olan insanların üzerine nefret kusuyor, hakaretler yağdırıyor. Küfürlerden ve yuhalamalardan oluşan büyük bir uğultu, her saniye daha da artıyor. Artık mafyaya istediklerini söyleyebilirler, artık istedikleri gibi davranabilirler. Yanlış bir şey söylediklerinde kafalarını koparacak biri yok. Zindanlara götürüp sırf mafyaya kötü söz söyledi diye işkence yapacak birileri yok. Adalet geldi buraya, denizciler geldi.
Ve aniden, suçlamalar yapan, onların cehenneme nasıl gideceğini anlatan denizcinin sözü kesiliyor. Silah atışı. Tek bir atış değil ama. Resmen, birinin acı çekerek ölebilmesi için defalarca kez ateş ediliyor. Resmen yağmur gibi yağıyor. Bir süre sonra da, kesiliyor. Gözlerin birden Trujrig'e yöneliyor. Adam zaten olabildiğince telaşlı durumda, iyice gerilmiş durumda. Koşarak, kalabalığı yararak senin yanına geliyor. "Ses nerden geliyorsa acilen gitmeliyiz. Siktir, onları yalnız bırakmamalıydım. Lanet olsun!" diye bağırıyor köylüler birbirine anlamsız şekilde bakarken. Sokak lambaları, pırıl pırıl parlıyor ve köy meydanını aydınlatıyor olsa da, zifiri karanlıkta sesin nereden geldiğini anlamanız çok zor. Fakat Trujrig, bu kadar silah atışından sonra düşünmeden hareket ediyor gibi. Denizcilerden dört beş kişi çağırıyor ve sesin geldiği yöne doğru ilerlemeye başlıyor, senin katılmanı beklemeyerek.
İki seçeneğin var gibi. Burada kalıp idamı sonlandırabilir, ya da gidip Trujrig'e katılabilirsin. İki görev de son derece riskli ve kötü sonuçlanabilir.





News