Kükremeyle birlikte rakibimin üzerine atıldım. Ancak derin kesik alarak bu iştende zararlı çıkmayı rahatlıkla başarabilmiştim. C.R ise kan kaybından olsa gerek kendini kaybetmeye başlamıştı. S.B'nin sitem dolu sözlerine karşılık, kolumdan akan kanın eşliğinde hışımla cevabımı vermiştim. ''Önceki vagonda işini bitirecektik S.B-kun!'' Üç koruma ve liderleri bu ilginç diyaloğa köşeden seyretmekle yetiniyorlardı. Bu sırada patronları belindeki silahı S.B'ye doğrultarak, S.B daha konuşmasını bitiremeden onu vagondan def etmişti. Her şey saniyeler içerisinde gerçekleşiyordu. Şansımız git gide azalıyor, ölümün sıcaklığını kolumdan akan kan gibi hissedebiliyordum. ''Aslına bakarsan... Kafanı kopardığım zaman da bunu söylemeni istiyorum.'' sözlerim patronunkinden sonra yankılanırken son durumu gözlemeye başladım. İki muhafız silahını doğrultmuş, kılıç ustası ise sağdan saldırıyordu.
Gözlerimi silahların açısına odakladım. Sonra kılıç ustasının geliş açısına odaklandım. Yapacağım şey basitti. Kılıç ustasına, uygun uzaklıkta soluna doğru adımlayacak, onun sonrasında ise hiç beklemeden ayağına çelmeyi takıp vücudumu geriye doğru atacaktım. Sağdan saldırıldığı için bu hamleme ani bir hamleyle karşılık vermesi düşük bir ihtimaldi. Dik bir şekilde tutuşundan ise dikeylemesine hamle yapacak olmasını umuyordum. Ayağıma hiç bir şekilde zarar veremezdi. Silahların ateşlenme ihtimaline karşı ise tek korunmam, saniyeler içerisinde gerçekleşecek olan çelme ve geriye atlama hareketiydi. Reflekslerime güveniyordum. Hemde fazlasıyla. ''Sonrası senin C.R-kun...'' sözlerimle harektlenmiştim.





News