Düşündüğüm gibi olmuş eve gittiğimde durumu iza edene kadar "koşuşturmaca" yaşanmış ama anneme para kazandığımı söyleyince sevinmiş, "Adam olmuşta kendi parasını kazanmaya başlamış" diyip gururlu gözlerle bana bakmıştı.O anki sevincim paha biçilemezdi.Doğal olarakta hem güzelce uyuyabilmiş hem de bütün yorgunluğumu üstümden atabilmiştim.Dün akademiye gidip genjutsu öğrenmek istemiştim ama benim gibi genjutsusu kötü olan biri için genjutsu öğrenmek bana doğru gelmemişti.Benim gibi "chakra" kavramı çok bulunan biri için her dalda bocalamak az rastlanabilir bir olaydı.Köyümüz kılıç ustaları köyü olduğu için çoğu geninler onlara özenip kılıç alıyordu.Ben herkesden farklı olmalıydım.Benim gözüm hep nunçakulara kaymıştır küçüklüğümden beri.Cebimde dünden kalma 5 ryo bir de babamın küçükken verdiği 10 ryo vardı.Dün bana 5 ryodan fazla vereceklerini düşünmüş ama yanılmıştım.Sanırım iş hayatı böyle yürümüyordu.O yüzden canımdan çok koruduğum babamdan kalma 10 ryoyu da harcamam gerekiyordu.Belki paramı harcamakdan kurtulurdum.Belki silahçı adama kas gücü lazımdı, böylece hem param cebimde kalmış olurdu hem de eski usülle nunçaku kazanmış olurdum ama ihtimali zayıf olan bir düşünceydi.Denemeden kimse bilemezdi tabi.Hızlıca yemeğimi yedikten sonra hızla dışarı attım kendimi.Annemin bu yönünü çok seviyordum.Nereye gittiğim önemli değildi yeterki zamanında evde olayım.Köy meydanında dolaşırken dünkü ramenci görüş açımdaydı.Belki ölümle oynayacaktım ama bu adamın ölümü benim elimden olmalıydı.Sadece 1 ay, taş çatlasa 2 ay sonra kapısındaydım buranın.Sinirlerime hakim olmaya çalışarak silah dükkanının yanına geldim.Kapıyı açarak içeri girdiğimde karşımda kim olursa olsun '' Ucuzundan nunçaku bulunur mu emmi ? " diye soracaktım.
gönderen GM-Naruto tarih Çrş Şub 22, 2012 11:37 pm
Köy meydanında dolanıyorsun ancak görünürde hala bir dükkan yok. Yukarıdan ağır bastıran sis genel olarak görüş açısını büyük bir biçimde kapatmış. Tabelaları hiç bir şekilde göremiyorsun. Dükkan bulman zor olacak gibi. En azından bildiğin yeri bile zor bulabilirsin. Yürümen devam ederken şans eseri kafana sağ tarafına çeviriyorsun ve azıcık ileride yarım yamalak bir tabela görüyorsun. Pek net göremesen de istediğin dükkan gibi duruyor.
Kapıyı açar açmaz çevreme bakmamla yanlış dükkana girdiğimi fark etmiştim.Dışarı çıktığımda Kiri'nin her zamanki havasından daha puslu bir havası, daha yoğun bir sisi vardı.Hayal gücüme inanamayarak gerçek bir silah dükkanı bulmak için aranmaya başladım ama nalet sis yüzünden dükkan bulmam zorlaşıyordu.Sis de sanki birden bire çökmüştü.Dükkana girerken havanın "normal" olduğuna emindim... emin miydim ? Annem bana gene ne içirmişti acaba ? Sis yüzünden bütün yön duygumu kaybetmiş yolda bir oraya bir buraya baka baka geziyordum.10 yıldır bu köyde yaşayan ben gitmiş yerine taşralardan gelmiş, bu köyü hiç görmemiş ben gelmiştim.Suçu sise mi atsam yoksa kendime mi küfretsem bilememiştim.Sağa sola tutarsızca bakarken görüş mesafesini sıfıra düşüren sisten dolayı birine çarpmamak için dikkatlice yürümeye özen gösteriyordum.Bir anda sağımda bir tabelayı - bu sisin içinde - görmüştüm.Gitmem gereken yer orasıymış gibi bir hava uyanmıştı içimde.Tabelayı tam okuyamıyordum ama okumama da gerek yoktu.Yanlış dükkana da girsem sonuçta dükkandı.Adımlarımı hızlandırarak dükkana doğru yürüdüm.
gönderen GM-Naruto tarih Cum Şub 24, 2012 11:23 pm
Dükkana yaklaştıkça tabela az da olsa belirginleşiyor. Her adımda ise bu biraz daha artıyor. İyice yaklaştığında ise aradığın dükkan olduğuna emin oluyorsun. Hemen içeri girmek üzere kapıya yöneliyorsun. Kapının aralık oluşu dikkatini çekiyor.
Not: Her ihtimale karşı taijutsu x2 öğrendim bugün.Bu konuda geçerli mi ?
Dükkan ben ona yaklaşmaya çalıştıkça benden uzaklaşıyordu sanki.Zaman ve mekan kavramımı yitirdiğim sisin içinde yavaş yavaş ilerliyordum.Sonunda dükkan da benim yürümemle eş zamanlı olarak bana yaklaşıyordu.Dalgın dalgın dükkana doğru yaklaşırken tabela daha da okunabilir hale geliyordu.Ya bende göz bozukluğu vardı ya da sis daha da yoğunlaşmıştı bilemiyordum ama yakınlaşsam da tabeladaki yazılar tam okunamıyordu.Sabırsızlıkla dükkanın tabelasına doğru depar attıktan sonra dükkanın aradığım dükkan oluğunu anlıyordum.Tek yapmam gereken kapıdan girip çeşit çeşit silahlardan istediğimi seçmekti.Kafamı tabeladan aşağı indirdiğimde kapının yarısı siyah gibi gelmişti ama sonradan fark etmem üzerine kapı yarı aralıktı.Kapı niye yarı aralıktı ? Kiri'de güneşli bir hava yoktu ki sıcaklanıp hava gelsin diye kapıyı aralasın.Neden bilmiyorum ama içime kötü bir his doğmuştu.Kafamdaki alın koruyucumu sıkılaştırdıktan sonra kapıyı sağ elimle ses çıkartmadan açmaya çalışacaktım.
Kapıyı aralayıp içeri giriyorsun. Kapının gıcırdaması onun eskiliğini gün yüzüne vuruyor. İçeride tartışan iki adam görüyorsun. Biri müşteri gibi duruyor. Diğeri ise hiç şüphesiz dükkan sahibi. ''İşim burada bitmeyecek seni fakir ! Geri döneceğim.'' bağırdıktan sonra müşteri sandığın kişi arkasını dönüp kapıya doğru yöneliyor. Hızlı ve sinirli hareketinden dolayı ise omuzu sana çarpıyor. Biraz geriye sendeleniyorsun. Dükkan sahibi öfkeli bakışı ile adamı süzerken seni görüyor ve mimiklerini düzeltmek üzere çabalıyor. Zorda olsa biraz düzeltebildi. ''Nasıl yardımcı olabilirim ? '' Dükkan sahibi orta yaşlarda siyah saçlı biri.
Siktir kapının gıcırdaması yüzünden denemeye çalıştığım gizlilik tamamı ile yok olup gitmişti.Ah be.. insan bir yağlar kapıyı... Neyse olan olmuştu.Kapıyı aralayarak içeri girdim.İçeride 2 adam vardı ya da benim gördüğüm o kadardı.Adamların biri müşteri gibi duruyordu,diğeri ise kesinlikle dükkan sahibiydi.İkisi hararetli bir biçimde tartışıyordu.Müşteri kılıklı adam resmen dükkan sahibini tehdit ediyordu.Adam sert bir şekilde arkasına dönüp bana doğru yaklaşıyordu.Aslında kapıdan çıkmaya çalışıyordu ama kapının önünde ben vardım.Sanırım kendimi bunla kandıracaktım çünkü adam kapıdan çıkarken bana omuz atmıştı.Orospu çoçuğu.. beni bile küfürbaz etmişti.Dükkan sahibine doğru baktığımda adama sanırım inme falan indi diye düşünmeden edemedim ama sonra anladım i adam mimiklerini bana yani klasik bir müşteriye göre ayarlamaya çalışıyordu.Müsteri kılıklı ne söylemişse feci halde sinirlenmişti dükkan sahibi.Sanki onun siniri bana da geçmişti.Üstüme değildi ama o sinirle "Seni resmen tehdit etti.Özür dilerim, mevzuya karışmak istemem ama kişisel değilse lütfen söyleyin... Yoksa sizden haraç falan mı istedi ? " dedikten sonra gözlerinin içine bakarak cevabı beklemeye başladım.Aslında mevzu hayatta s*kimde olmazdı ama ben bir shinobiydim ve köydeki insanlara hizmet etmek benim amacımdı.
Sözlerinden sonra adam hemen telaşlı bir ifade ile konuşuyor. ''Hayır hayır evlat, öyle bir şeyde gideceğim ilk yer Kage'nin yanıdır. Toptan alış-veriş yapan bir tiptir kendisi. Fiyatlarımı pahalı bulduğu için tepki gösterdi şerefsiz. Onu oldukça uzun bir süredir kazıklıyor-muşum... Öyle diyor hıh.'' Kendini konuşmaya kaptıran adam hemen kendine çeki düzen veriyor ve ''Bu işler ilgilendirmiyor seni evlat. İlgin için teşekkürler, nasıl yardımcı olabilirim ?''
Evet, insanlara yardım etmek benim amacımdı ama sanırım biraz fazla abartmış kulağımı yanlış şekilde kabartmıştım.Konuşurken adamın suratındaki hal değişikliğinden belliydi zaten... Adam telaşlı bir şekilde yanlış anlaşılma olmasın diye hızlı hızlı konuşmuştu bense aralara girip lafını bölerek söylediklerini doğrular bir şekilde konuşmmuştum. "Evet,Kagemizi bu konularda çok beğeniyorum...,"Toptan alışveriş yapıyorsa belki biraz ucuz düşünmüştür.Sonuçta satıcı sensin..." Evet, sanırım pahalı bir dükkana gelmiştim.En iyisi adamın suyuna gitmekti ne biliyim belki ufak bir indirim... ama son cümlesi beni deli etmişti ya da yanlış anlamıştım.Eğer köylümü rahatsız eden varsa bir shinobi olarak böyle olaylarla ilgilenmek benim görevim olmalıydı.Hala bile işkillenmiyor değildim de neyse hadi.Mimiklerimi mutlulukla doldurmaya çalışarak"Neyse ossan ben buraya nunçaku almak için gelmiştim.En ucuzlarından yani... Şahsen fiyatlarını duymak istiyorum kısacası... Bir de patlayıcı parşomenlerin ne kadar acaba ?" diye sorduktan sonra adamı beklemeye başlayacaktım.Sanırım çok takıntılıydım.Müşteri kılıklı adamdan geri gelicem gibi fakir gibi sözcükler duymuştum.Adamı takip etmek istiyordum ama inşallah dışardaki sis kaybolmuştur çünkü kaybolmuşsa sayımlarıma göre fazla uzağa gitmiş olamazdı.Hem ben de sabah evden erken çıkmış ve dışardaki siste de kimseye çarpmamıştım.Ellerimi kavuşturarak bir kulağım adamda dışarıya bakacaktım.Eğer sis dağılmışsa adamdan fiyat teklifini alır almaz kapıdan çıkarak adamı izlemeye başlayacaktım.
Edit:Not eklenmiştir. Not:Müşteri kılıklı adamın kafasında alınkoruyucusu olmadığını varsayıyorum.Bir de adamın yüzünü görebildim mi ? yoksa sadece cüssesini mi gördüm ?
gönderen GM-Naruto tarih Prş Mar 01, 2012 12:03 am
Not: Adam oldukça uzun boylu şık giyimli biriydi. Siyah saçları ve kahverengi gözlü. Basit biri. Alınbandı falan görmedin.
''Nunçaku demek..'' diyor meraklı bir şekilde. Çenesini biraz kaşıyıp düşünmeye başlıyor. Ardından ise bir şey bulmuş gibi davranıp ''Bilirsin, en ucuzu en kalitesiz olanıdır.En ucuzu 10 ryo evlat.'' Dedikten sonra seni baştan aşağı süzüyor ve senden cevap bekliyor. Bir anlık gözlerini kapattıktan sonra ''Şu unutkanlık ah ! Parşomenler 3 ryo''