Kocaman bir Puzzle'ın başına oturmuştum, parçaları yavaş yavaş birleştiriyordum fakat bu oyunda bir süre yoktu. Belki bir ömürde bitirecektim belki de bir günde. Fakat artık Puzzle'a hangi taşla ve nereden başlamam gerektiğini biliyordum. Gerisinin çorap söküğü gibi geleceğinden emindim. Bana nasıl başlamam gerektiğimi açıklayan Gaido-sama'ya en içten saygı duyuyordum, geri geldiğim zaman onu iyileştirmenin bir yolunu bulacaktım, ona borçluydum. O yaşına rağmen shinobi olamasa dahi en azından çok istediği bir şeye kavuşmasını sağlayacaktım!
Yürüdüm, koştum, yoruldum... O ağaçtan o ağaca sekerken zihnim düşüncelerle doluydu. Önce ışık geldi gözlerimin önüne, göz karartıcı bir ışık. Onu elde etmek istiyordum, ona hükmetmek istiyordum. Daha sonra Gaido-sama geldi aklıma, onun bilgeliği ve cesurluğu. Bir oğlu vardı. Eğer başı derde girerse oğlunun üzüleceğini bile bile beni savundu. Daha sonra ise Mizukage geldi. O gün geldiğinde ona neler söyleyeceğimi iyi biliyordum, onu yargılayacaktım daha sonra ise adaletin çekicini masasına indirecektim. Ama şimdilik Puzzle oynamaya devam etmeliydim. Puzzle'ı mı bitirince Mizukage'nin de sonu gelecekti...
'Sanırım bir günde pazara gitmeyi deneyebilirim. Geceyi bir handa dinlenerek geçiririm. Ardından ise şu Shinochi ile görüşelim. 35 Yıl önce ışığı sadece göz kamaştırmak için kullanıyordu. Şimdi ise kullandığı tekniğin ustası olmuştur bile. Fakat beni eğitmeye razı olacak mı? Gerekirse onun hizmetçiliğini yapacağım fakat o tekniği öğreneceğim. Gaido-sama'nın başı derde bir hiç uğruna girmemeli!'
Kendi kendimle konuşmayı adet haline getirmiştim. Genellikle içimden kendi kendimle konuşuyordum, zaten yanımda bir yol arkadaşı olmadığımdan kendi kendime arkadaşlık yaparak iyi zaman geçirdiğim söylenebilirdi. Şimdilik aşırı derecede tetikte olmaya gerek yoktu. Fakat karanlık basmadan önce şu bahsi geçen yere ulaşmalıydım. Karanlıkta nelerin başıma geleceği ile ilgili hiçbir fikrim yoktu; Vahşi yaşam, Missing-Nin... Acaba bende bir Missing olmuş muydum? Şimdilik bir suç işlememiştim ama para kazanmak için suç işlemek zorundaydım. Ama para kazanmakla ilgili bir iki fikrim yok da değildi...
Ben bir Phoenix'tim. Sürüden yoksun, tek başına göz alabildiğine gökyüzü olan bir yerde uçuyordum. Kimi zaman avcılar tarafından kovalanıyor, kimi zaman açlık tarafından dövülüyordum. Ama hiçbir zaman yılmıyordum, yılmayacaktım. Zamanı geldiği zaman tekrar ateşler içerisinde kül olacaktım ve benim küllerimden yepyeni bir Phoenix gözlerini dünyaya açacaktı!..











News