Annemin dediğine göre çok aceleci bir insanmışım, aklıma ne gelirse hiç soruşturmadan onun peşine düşer ve yaparmışım. En küçük bir şey olsa bile eğer kafamı karıştırıyorsa, beni merak içinde bırakıyorsa onu halletmek için elimden geleni yaparmışım. Bu gün bunu tam manasıyla anlamıştım. Kafamı karıştıran bir soruyu sormak için taa neppu vahasından kalkıp köyün köşesindeki marangoza kadar gelmiştim.
Çok merak ediyordum ama, acaba marangozcu benim için bir yay ve ok yapabilir mi ? Bunun için sabahın köründe kalkmam benimde garibime gitse de, kişiliğime saygı duyuyordum. Bunu yapmam gerektiğini o söylüyorsa yapmalıydım.
Köyün ucundaki marangozun önüne sonunda gelmiştim. Biraz marangozun önünde beklemeye karar verdim, hazır olmadıkça o kapıdan içeri girmeyecektim. O dedenin benim isteklerimi yerine getirmesi için her şeyi yapmalıydım. O yayı ve oku çok istiyordum. Dedemin bana çocukken anlattığı o hikayeden sonra yaylara olan ilgim artmıştı, büyüyünce hep onlardan bir tane kullanmak istemiştim. Daha tam olarak büyümesem de onları usta bir şekilde kullanabilmek istiyorsam çocukluktan antremanlara başlamış olmam gerekirdi. Bu işin ne kadar uğraş gerektirecek bir iş olduğunu biliyordum. Fakat bir şey daha biliyordum o da: eğer okçuluğu becerebilirsem çok daha avantajlı olacağımdı.
Kendimi bunları düşündükten sonra daha iyi hissetmeye başlamıştım. Gaza gelmiştim resmen. Kapıya hızlıca çaldım ve kapıyı ittirdim, eğer açıksa içeri girmek için.




News