Tanaka kitaplardan başını kaldırıp, çalışmalarını bir kenara itebildiği nadir anlardan birinde Suna sokaklarında gezintiye çıkmıştı. Bu nadir anlarda her zaman yaptığı gibi... Sıkıldığını hissettiği bu gibi zamanlarda istediği sadece ve sadece yakıcı güneş altında yürüyüp, düşünmek oluyordu. Çalışma sevdasından kurtulabilse de düşünmekten kurtulamıyordu bir türlü. Bazen düşüncelerin durup uyumasına izin vermeyeceğinden korktuğu bile oluyordu. Ailesinin mükemmeliyetçiliği ve onu sürekli çalışmaya itmeleri sanki çarpık bir kişilik gelişimine neden oluyordu onda. Sürekli çalışmanın yanında gem vurulamaz bir "her şeyi bilme isteği" de oluşmuştu küçük shinobide.
O gün sokaklarda yürürken duyduğu söylentiler de işte bu yönünü kamçılamışlardı. Bir dilencinin, bir hazine haritasından bahsettiği söyleniyordu ama kimse adama inanmıyor deli olduğundan bahsediyolardı. Pek çok kişinin kulakları dikiliyordu "hazine" kelimesini duyunca muhtemelen. Halbuki Tanaka'yı ilgilendiren sadece ortada bir gizem olması ve bunun arkasındakileri bilmek istemesi olmuştu.
"Çalışmalarıma ara vermişken vaktimi de boşa geçirmemiş olurum böylece" diye düşündü bu işin peşine düşmeye karar verirken.
"Bu işin sırrını ben bulmalıyım, nasıl bir gizem vardır arkasında kim bilir!" diye söylendi kararlı bir şekilde.
Bu işe girişmeye karar vermişti ama nereden başlayacağını bir türlü bulamıyordu. İyi bir öğrenci olarak sorular sorarak öğrenmeyi seviyordu, düzgün sorular sorabildiği de söylenebilirdi, ama kime soracaktı ki? Yoldan geçen herhangi birinin kolundan tutup sorgularsa ne işe yarayacaktı bu? Bir süre düşündükten sonra aklına iyi olduğunu düşündüğü bir fikir geldi. Köyde dolaşan asayişi sağlamakla görevli shinobilerden birisine soracaktı. Bir süre dolaştıktan sonra gözüne yeterince yardımsever gözüken birisine karar verip yaklaşacak, nazikçe selamlayacak ve sorusunu yöneltecekti:
"Bu günlerde ortalıkta bir hazine haritasından bahseden bir dilenci dolaştığı söyleniyor. Bundan haberiniz var mı? İnsanlar pek önemsemiyorlar ama bu ufak rahatsızlığın sebebini araştırmam söylendi bana." Küçücük bir yalan eklemişti sözlerine, "ne yapacaksın?" sorularından kurtulmak için. Hem,
"Bir şeyler öğren de nasıl öğrenirsen öğren" derdi ailesi sürekli.