gönderen Ieyoshi Yuudai tarih Prş Ara 29, 2011 10:06 pm
Küçük çocuk kahkahalar atarak eve doğru koşturuyordu. Arkasından ise kendisini takip eden bir toz bulutu vardı. Bu toz bulutunun içinde ise küçük çocuğu öfkeyle kovalayan bir grup esnaf vardı. Yuudai'nin yaptığı eşek şakası sonucu yine ayaklanmışlar, ellerine aldıkları ilk kafa yaran obje ile çocuğun arkasına takılmışlar, günlük koşularını yapıyorlardı. Yuudai biliyordu, bu göbekli amcalar beş dakikadan fazla dayanamıyordu. Bu nedenle bu kadar rahat olabiliyordu. Sürekli sokakları dönüp kahkaha atıyordu. Fakat onunda aklı bir yere kadardı. Bu sesi takip ettikleri sürece çocuğu kaybetmezlerdi. Ki ses tüm köyden duyulabilir bir tizliğe sahipti.
Nefes nefese kalmış, kahkaha atmaktan boğazı ağrımıştı. Fakat arkasında kimse kalmamıştı. Herkesi atlatmış, yorgun bir şekilde eve gelmişti. Güneş ise çoktan tepeye gelmişti ve tabi yemek yeme vakti de. Evin önüne gelince dikkatini çeken ilk şey kapıda asılı olan kağıt yaprağıydı. " Sersem satıcılar! " diye söylenerek kapıdaki kağıdı alıp kapıyı açtı. Sonrasında ise kağıdı buruşturarak havaya attı ve kağıda bir top gibi vurarak mutfağa gidişini izledi. " Anneeee! Acıktım ben! " diye bağırıp odasına doğru yol aldı. Annesi ise Yuudai'e taş çıkartan bir ses tonuyla çocuğa cevap verdi. " Acıktıysan gel de ye! " bunun üzerine ise otoritesini kabul ettiği tek kişiye, yani annesine, cevap vermeden boynu eğik bir şekilde mutfağa doğru ilerledi. " Of Yuudai! Yere çöp atmamanı kaç kere söyleyeceğim! Bu kağıt da neyin nesi? " diye ekledi annesi Yuudai mutfağa giriş yapıp, cam kenarındaki masaya oturunca. " Amaaan, reklam kağıdı herhalde. Hiç okumadım. " demiş ve annesi meraklanarak kağıdı açıp, neredeyse okunmayan yazıyı okumaya başlamıştı. " Sersem çocuk. Bu sana gelmiş, hemde akademiden! Her önüne gelen şeye zarar vermesen olmayacak sanki! " diye azarlamıştı küçük çocuğu. Sonrasında ise buruşuk kağıdı çocuğun önüne koymuş ve okumasını işaret etmişti. Siilinik yazıları zar zor okumuş ve heyecana kapılarak mutfağın içinde koşturmaya başlamıştı. İlk görevin heyecanından olsa gerekti...
... Sabah kahvaltısı niyetine yaptığı öğlen yemeğini bitirmiş ve üstünü değiştirmek için odasına doğru yol almıştı. Detaylara takılan birisi olmasa bile bugün özel bir gündü. Takımlarının ilk buluşması olarak sayıyordu bunu. Çünkü geçen sefer eziyet çekmişti. Eğer bu buluşmada öyle olursa, bir daha bu takımla buluşmaya da niyeti yoktu. İçip içip gelen bir kadın ne haltına yarardı ki bu çocuğun. Gerçi Mizukage'nin özel öğrencisi olsa bile bu çocuk doğrulamazdı o ayrı konu.
Alın koruyucusunu kafasına geçirmiş, tantōsunu sırtına takmış, ceplerini ve çantasını ise son kez kontrol etmişti. Annesi küçük çocuğa bir iyilik yapmış ve bir çanta hazırlamıştı. İçinde ise bir matara su ile bir kaç pirinç topu vardı. Hazırlıkları bitince ise annesine hoşçakal diyerek evden ayrılmıştı. Hemen kendisini yormaya gerek yoktu. Bu nedenle biraz erken çıkmıştı. Ayrıca biraz dolanarak geçecekti. Çünkü yolunun üzerindeki esnaf ile geçen gün kavga etmişti ve korkudan o caddeden geçemiyordu. Bu nedenle biraz dolanması lâzımdı..