gönderen Tyrone Armagh tarih Sal Ara 20, 2011 1:57 am
Tayfaya seslenişimin ardından -tayfa denilince akla genellikle en azından 20 30 kişilik gruplar gelirdi ama- grubumun yegane iki üyesi güvertede belirmişti. İkisi de adayı farketmiş olacaklar ki, bağırmama pek tepki göstermemişlerdi. Vahşi görünümlü kimyagerimiz -hala bir faydasını görememiştik ama ümitliydim- Yasha'ya daitosuyla ne yaptığını sormak üzereyken Sange'nin sitemkar sözleri kulağıma çalındı. Yüzümü ona çevirdiğimde somurtmuyor olmasa dahi yüz hatlarındaki sertlikten gerçekten ciddi olduğunu tahmin edebilmiştim. En nihayetinde haklıydı, onları gaza getiren, alıp bu gemiye koyan bendim. Günlerdir aç olmamız tamamen benim suçum da sayılmazdı elbette, ancak bir süredir -daha doğrusu yola çıktığımızdan beri- denizde kaybolmuş sürüklenip gidiyorduk. Bir rotacı ya da haritacı muhtemelen bizi bu sıkıntılara hiç sokmadan, stoğumuz açlık sınırına ulaşacağımız kadar azalmadan önce güvenli bir limana sokabilirdi. Ya da bir aşçı deponun kontrolünü elinde tutabilir ve yiyecekleri verimli kullanmamızı sağlayıp şuanda bile deponun en az yarısının dolu olmasını sağlayabilirdi. -özellikle yola çıktığımız ilk gece deponun yarısını bitirdiğimizde bir problem çıkacağını anlamalıydım- Ancak asıl problem şuydu; ne bir rotacıya, ne de bir aşçıya sahiptik. Ayrıca doktorumuz, marangozumuz, hatta müzisyenimiz de yoktu. Niteliksiz tayfa diye buna deniliyordu herhalde. Yani nihayetinde kabak -haklı olarak- benim başıma patlıyordu. Kaptan olarak görevlerimi yerine getirmek bir yana, güçlü görünmeye çalışırken çok daha fazla bitap düşmüştüm. Karnımın gurultusu, ağzımdaki çirkin açlığın tadı bir süredir yokolmuyordu. Doğru dürüst uyuyamıyordum bile. Son gün ve gecelerim çoğunlukla gökyüzünü ve denizi izleyerek, dalgaların sesini dinleyerek geçmişti. Ufuktaki adayı gördüğümde onuruma yedirebilsem zil takıp oynayacaktım adeta. Ancak kara bir kere görünmüştü ve bunlara ayıracak zamanım yoktu, iş yapılmalıydı. Kafamdaki düşüncelerden sıyrılıp psikoloğa karşılık verdim: "Bugünü yarını görmek için yaşamıyorum Sange, her akşam sıcak yatağıma girebilsem bile yeter. Ayrıca biraz rahatlayın, yakın bir zaman sonra midelerimiz bayram edecek!" Hemen ardından güvertede ileri yönelerek artık iyice yaklaşmış olduğumuz adaya diktim gözlerimi. Limana demirlenmiş bir çok gemi ve adadan gelen baca dumanı daha ilk görüşte kalabalık bir adaya ulaştığımızı farketmiştim, vahşi hayattan uzak, fazlasıyla beşeri.. "Yasha, topları dümen odasına sok ve bir yerlere zincirle, ben de direğe çıkıp şimdilik bayrağı çıkaracağım, en azından şimdilik başımızı belaya sokmaya hiç niyetim yok." Bu sırada yelken direğine doğru yürümeye başlamıştım, bir yandan da komutlarımı sürdürüyordum: "Yasha, topları hallettikten sonra dümene geç, sorunsuz bir şekilde limana yaklaştığımıza emin ol. Sange, gemi yaklaştığında demir atmaya hazırlan, bir yandan da etrafı gözle, herhangi bir problem çıkacağına inanırsan Yasha'ya haber ver, dümeni kırsın ve uzaklaşalım. Hadi, elinizi çabuk tutun!" dediğim gibi Caradoc'u gemi direğine dayayıp tırmanmaya başlayacaktım. Tepeye ulaştığımda siyah bayrağı çıkarıp iç ceplerimden birine atacak, demirlediğimizde yelkenleri toparlamak üzere bir süre daha direğin tepesinde kalacaktım. Ardından aşağıya inip vefalı dostum Caradocla hasret giderebilirdim..
