13. Takım binası bu gün her zamankinden daha sessiz bir görünüme bürünmüştü. Küçük tek katlı karargahı oldukça mütevazi duruyordu diğer tüm takım binaları karşısında. Gösterişsiz ve sade yerleşim düzeni huzurlu bir hava katıyordu binanın bulunduğu alana. Sanki takım binası değilde bir tatil kompleksi gibi bir görünümü vardı.
Bir Shingami takım binasının tam girişinde durmaktaydı. Birilerini beklediği her halinden belli idi. Sırtını bir duvara yaslamış halde kılıcını sabit aralıklarla yukarıdan aşşağı savuruyordu. Canı sıkkın gibiydi. Bir ara başını sağa sola çevirip gelen giden yok mu diye bakınmıştı.
Not: Judith, Zanabari, Kenshin mesajlarını bırakabilirler. Pasiflik süresi 3 gündür. Vaktinde yazmayan veya yazmayacağını önceden bildirmeyen kişiler ceza alacaktır.
Heyecanlıydım.Yüzümdeki ürkütücü ifade halen varlığını devam ettiriyordu.İlk görevimdi ve heyecandan ölüyordum.Görevin henüz ne olduğunu bilmiyordum.Farklı farklı takımlardan gelenler güçlü gözüküyordu.Hachi kılıfında sıkılmıştı ve çıkmak için can atıyordu.Uzun zamandır kan görmemişti ulu kılıcım.Görev öncesi yaptığım antremanlar görev işleyişini etkileyeceğinden kesinlikle emindim.Bina ürkütücü derecede sessizdi.Bina duvarına sırtını yaslamış ve kılıcını bir aşağıya bir yukarıya savuran biri gözüme çarpmıştı.Tıpkı benim görev öncesindeki halime benziyordu.Kılıcını bir oraya bir buraya savururken yüzündeki sıkıntı ifadesini fark etmemek imkansızdı.Kafasını çevirerek etrafa bakıyordu ve sanki birilerini bekliyor gibiydi.Halinden anlaşılağı gibi bir takım üyesiydi ancak bizimle bir bağlantısı varmıydı acaba ? 12. takım binasının karargahı tek katlıydı ve bir karargahtan çok ütün yılın yorgunluğunu atmak için bir tatil köyüne benziyordu.Duvara sırtını yaslayan adama gidip kendimi göstermelimiydim acaba diye düşünürken adamın yanına doğru yaklaşmıştım.Beni fark edip etmediğini bilmiyordum.Adamın can sıkıcı halini gördükçe ben aksine daha çok heyecanlanıyordum ve bir an önce kan dökmek için sabırsızlanıyordum.Henüz görevin ne olduğunu bilmiyordum ancak hayal kurmaya başlamıştım.Kayıp ruhlar ? tek anladığım şey buydu.Kayıp ruhlarımı bulacaktık ? Bol aksiyonlu ve hayatımı risk edeceğim bir görev olmasını ümit ederek duvara sırtını yaslayan adama doğru yürüyordum.Aramızda yaklaşık bir kaç metre mesefa vardı.
gönderen Judith Rivka tarih Pzt Eki 31, 2011 10:32 pm
Bugün sıradan bir gün değildi. Öyle olduğunu hatırlıyordum. Bir göreve gönderilecektik. Evet birden fazla kişiyle gidecektik. Tuhaf bir deneyim olacaktı benim için. Zira ölümümden öncede sonrada yaptığım her eylemi kendi başıma gerçekleştirmiştim. Zaten shinigami olduktan sonra ihtiyacım olmuştu buradaki ruhlara. Neyse geçmişime dalmak gibi bir gayem yoktu şu anda. Zaten adamakıllı bir geçmişimde olmamıştı ki. Harplar ve işkencelerin ardından yaşanan sıkıntı dolu bir yaşam. Adımlarım ne çok hızlıydı nede çok yavaştı. İçimde en ufak heyecan kırıntısı dahi yoktu. Bu göreve nedense içimdeki dürtü sayesinde katılmıştım. Tabii can sıkıntısınında ufakta olsa katkısı vardı. Biraz heyecan, biraz aksiyon yaşayacağımı biliyordum. Bünyemin o tür kavramlarla tanışmadığını hissediyordum. Her şeyin bir ilki vardır. Bu da öyle bir şeydi işte. Sonsuza kadar burada yaşayacağımı biliyorum. O yüzdende hayatımı 'eskisi' gibi yaşamak istemiyordum. Lakin o eskinin nasıl bir şey olduğunu hiç mi hiç bilmiyordum.
13. Takım binası denen taştan yapıyı görebilmiştim nihayetinde. Ortamın sessizliği gerçekten güzeldi ve kafa dinlemek için güzel bir yere benziyordu. Yani benim gibi insanlar için. Güzel bir kitabı okumak burada oldukça rahatlatıcı ve keyifli olurdu. Bir gün denemeliydim. Tabi 13. Takımdakileri görmezden gelmeyi becer edebilirsem. Gördüğüm binanın oldukça mütevazı oluşu yetmezmiş gibi birde tek katlı oluşu ilk başlarda yanlış yere geldiğimi hissettirsede kocaman 13. Takım Binası ( Vardır böyle bir şey sanırım ) yazısı geldiğim yerden emin olmama vesile olmuştu. Ancak işin ilginç tarafı bu tür bir yazıyla daha önce hiç karşılaşmadığımdan emin olmama rağmen kolaylıkla okuyabilmem tuhaftı. Üzerinde pek durmayacaktım, zira yapabildiğim bir şeyi sorgulamama gerek yoktu. İnsan kendisine nasıl okuduğunu yada nasıl yürüdüğünü sorar mıydı ? Bunlar, felsefecilerin işiydi. Binaya iyice yaklaştığımda gözüme buradaki çoğunluğun giydiği gibi siyah, çok rahat kıyafetten giymiş ve duvara yaslanmış bir adam görmüştüm. Elindeki kılıcını, amaçsızca sallıyordu. Ayriyetten kafasını ikide bir çevirmesi birini yada birilerini beklediğini belli ediyordu.
Ona doğru yürüyen garip saçlı ve çirkin suratlı adamın arkasından varlığımı hissettirmeyecek şekilde yürümeye başladım. Önümdeki adam büyük ihtimalle görev hakkında konuşacaktı çünkü kıyafetindeki rozetten (önceki konumdan biliyorum) anladığım kadarıyla 3.Takım mensubu sıradan bir shinigamiydi, bu sayede hiç konuşmadan istediğim bilgiye ulaşabilirdim. Adama mal mal bakmayacaktım. Kapının girişine doğru yürüyormuş gibi yaparak ilgiyi üzerimden çekecektim. Eğer tahmin ettiğim gibi bu adam görevimiz hakkında bir şeyler biliyorsa bana görevdeki shinigamilerden birisi olup olmadığımı sorması muhtemeldi. Sorduğu zaman '' Evet '' diyecektim bende. Hissizce.
Uyanmıştım!! Yapmam gereken şeyi biliyordum.. Yeni bir görevim vardı ve bu görevi şef bana vermişti. Bundan sonra onun da bana dediği gibi hiçbir emre itaatsizlik etmeyecektim.. "Zaten, emre itaatsizlik yaparak, şefin bana verdiği ikinci şansı bile kaybetmiştim." Bu görevi harfi harfine yerine getirecektim.. Daha görevin ne olduğunu bilmiyordum.. "Acaba, benim gibi macera arayan insan için iyi bir görev miydi ki? " Öyle olmasa şefin "tehlikeli" diyeceğini düşünmüyordum.. Kimseye ters davranmayacaktım..
"Sanırım, gitme vakti gelmişti." dedim, kendi kendime, yürümeye başlarken. Görevin içeriğini öğrenmem gerekiyordu.. "Acaba benden başka kim vardı?" diye sormuştum, kendime.. Görevin ciddi olduğunu biliyordum. Yani bu durumda göreve katılan kişiler en az benim kadar güçlüydü..
Kendi kendime düşünürken sonunda 13. takımın binasına varmıştım.. Dikkatimi çekmişti de " 13. takımın binası bugün olduğundan daha da sessizdi." Zaten, küçücük tek katlı binaydı ve oldukça mütevaziydi. 13. takım çok iyi bir, huzurlu bir hava veriyordu, insana. Binanın gösterişsiz ve sade duruşu karşısında bu huzurlu havanın olması gerçekten çok hoştu. İnsan burada tatil yapabilirdi, o hava vardı, burada.
"Bir shinigami!!!" bu adam binanın girişinde durduğuna göre, beni veya diğer shinigamileri bekliyordu. Adam sıkkındı, sanırım ki kılıcını aralıklarla yukarıdan aşağı doğru savuruyordu.. "Buraya bakıyordu.." sanırım, gelen giden var mı diye buraya bakmıştı...
Shinigamiye yaklaştım ve "Shinigami bey, ben buraya şef tarafından gönderildim.. Bu göreve katılacaktım da, görevin konusu neydi, öğrenmek istiyorum. Sorun olmaz ise söyleyebilir misin?" dedim..
Out: kusura bakmayın internet gidip geldi ve bende de office olmadığından anca böyle oldu...
Kim Lan Bu Adam??
Hiroshi Kenshin
Yaş: 28 – 65 Takım:11. Takım Rütbe: Takım Üyesi Zanpaktou: - Saldırı Listesi:- Çalışmalar: -
Puanlar
STAT PUANLARI;
Güç:7 Dayanıklılık:3+1 Hız:10
BLEACH TİPİ STAT PUANLARI;
Kenjutsu:8+X2 Kidou:4 Reiatsu:8
Görevler VE Kazanılanlar
KONU ADI:Takıma Alındım – Şey, Sanırım, Yani, Hım Heralde!! – 11. Takım Binası KAZANILAN: +1 Dayanıklılık
KONU ADI: Kayıp Ruhlar – DÜNYA Kazanılan: X2 Kenjutsu
gönderen GM-Bleach tarih Pzt Eki 31, 2011 11:25 pm
Zanabari, adama yaklaştığında kolunda teğmen rütbesi olduğunu fark ediyorsun. O da seni görmüş olacak ki yaslanmış olduğu duvardan çekilip duruşunu dikleştiriyor.
Judith sen de hemen hemen Zanabari ile aynı zamanda Teğmen'in yanına ulaşıyorsun. Her ikinizi de dikatlice süzüyor adam. Yüzünden ne düşündüğü tam belli olmuyor. Ama "Eh sonunda." dermiş gibi bir hali var.
En son Kenshin ulaşıyor 13. takım binasının girişine. O da çok geçmeden gelmişti yanınıza.
"Böylece takım toplanmış oldu"dedi Shinigami. " Ben 13. takım Teğmeni Ren... Utitshi Ren. Aynı zamanda küçük gurubumuzu sorumlusu oluyorum. Sizler de kendinizi tanıtın, daha sonra görev hakkındaki birfinge başlayabiliriniz."
Adamın yanına yaklaştığımda kolunda teğmen rütbesi olduğunu fark ettim.Afro saçlıydı ve görünüşü komiğime gidiyordu açıkcası.Buraya ulaşan ilk kişi ben olmalıyıdım.Ben teğmenin yanına ulaştıktan sonra yanıma bir kişi daha geldi ve toplamda iki kişi olduk.Son ulaşan takım arkadaşımızda geldikten sonra teğmen " Ben 13. takım Teğmeni Ren... Utitshi Ren. Aynı zamanda küçük gurubumuzu sorumlusu oluyorum. Sizler de kendinizi tanıtın, daha sonra görev hakkındaki birfinge başlayabiliriniz."Dedi.Teğmen'in sözleri üzerine kendimi kendimi toparladım ve Hachi'yi kılıfından çıkartarak omzuma dayadım."3. takım üyesi Zanabari.İlk görevin olacağından heyecanlıyım."Dedim ve diğer takım arkaşlarımın kendilerini tanıtmalarını beklemeye başladım.Diğer iki kişi görünürde kendilerinden emin ve bir okadar'da güçlü gözüküyorlardı.İçim içime sığmıyordu.Korkuyormuydum yoksa heyecanlanıyormuydum hiç bir fikrim yoktu.İlk görev deneyimim olduğu için böyle bir duyguya kapıldığımı varsayıyordum.Diğer takım arkaşlarımın ilk görevleri olmadığı belliydi.Benim yüzümdeki anlamsız ifade halen devam ediyorken onlar gayet sakin bir tavır sergiliyorlardı.Bu göreve katılmadan önce bir görev almak için kendimi yiyordum.Görevi aldıktan sonra çok pişman olmuştum.Bu görev için yeteri kadar hazırmıydım ? Kendimi koruyabilirmiydim ? Sorular aklımda sürekli dönüp dolaşıyordu.Bir gün kılıç ustası olacaksam bu denli bir görevden kokmak saçma olurdu.Hachi'yi tekrar kılıfına soktuktan sonra tekrar atılarak Görev için sabırsızlanıyorum !Dedim ve çaresizce beklemeye başladım.
Sanırım, en son ben gelmiştim ki burada iki kişi vardı, ben ve sorumlu haricinde.. Sanırım bu iki kişi de benim gibilerdi. Yani pek fazla özellikleri yoktu ama ikisinin de macera istediği her halinden belliydi.. "Sanırım, bunlar da benim gibi!!" demiştim, kendi kendime.. Böyle olduğuna çok sevinmiştim.. İkisininde macera istediği her halinden belliydi..
"Böylece takım toplanmış oldu" dedi, Shinigami. Sadece bu kadar kişi miydik ki? Bu kadar kişi nasıl bir göreve çıkacaktık ki? Hemde hiç birimiz çok güçlü değildik.. "Tabiki ben hariç.. Ben güçlüydüm, kanımca.." bu sırada sorumlu, Shinigami "Ben 13. takım Teğmeni Ren... Utitshi Ren. Aynı zamanda küçük gurubumuzu sorumlusu oluyorum. Sizler de kendinizi tanıtın, daha sonra görev hakkındaki birfinge başlayabilirsiniz." Demişti.. Şimdi neden üç kişi olduğumuzu anlamıştım..
Bu sırada diğer, Shinigami "3. takım üyesi Zanabari.İlk görevin olacağından heyecanlıyım." gerçekten de heyecanlı'ya benziyordu. Neyse bende kendimi tanıtmalıydım..
"Hım demek ki, sen teğmensin.. Bu arada adım Hiroshi Kenshin, macerayı severim.. 11. takımın bir üyesiyim, şef beni buraya yolladı ve macera arıyorum.. Sanırım, bu kadar yeterli.."
Kim Lan Bu Adam??
Hiroshi Kenshin
Yaş: 28 – 65 Takım:11. Takım Rütbe: Takım Üyesi Zanpaktou: - Saldırı Listesi:- Çalışmalar: -
Puanlar
STAT PUANLARI;
Güç:7 Dayanıklılık:3+1 Hız:10
BLEACH TİPİ STAT PUANLARI;
Kenjutsu:8+X2 Kidou:4 Reiatsu:8
Görevler VE Kazanılanlar
KONU ADI:Takıma Alındım – Şey, Sanırım, Yani, Hım Heralde!! – 11. Takım Binası KAZANILAN: +1 Dayanıklılık
KONU ADI: Kayıp Ruhlar – DÜNYA Kazanılan: X2 Kenjutsu
gönderen Judith Rivka tarih Sal Kas 01, 2011 7:35 pm
Kapıya yaklaştığım sırada arkamdan gelen shinigamiyi görmemiştim. Pekte umursamamıştım zaten. Oda benim gibi seireteideki sayısız anlamsız ruhtan biriydi. Daha kimse görev hakkında bir şey sormamıştı ki kabarık saçlı, çenesinde üçgen şeklinde sakalı bulunan adam konuşmaya başlamıştı. Görevin sorumlusu olduğunu anladığım bu adam aynı zamanda 13. Takımın teğmenlerinden biriydi, söyledikleri buydu en azından. Görevin sorumlusu olduğuna göre bizimle birlikte gelecekti göreve. Yanımızda bir teğmenin bulunması iyi bir durumdu. Zira karşımıza ne çıkacağını bilmiyorduk ve ölme ihtimalimiz vardı. Hoş hepimiz ölüydük ancak tekrardan ölürsek tekrar geri dönemeyebilirdik. Bu sefer yokluğa karışırdık. Hiçlik veya yokluk aklımda her zaman bembeyaz bir sonsuzluk olarak canlanmıştı ancak 'hiç' deyince bunların bile olmaması gerekiyordu. Lakin zihnim hiçliği adam akıllı düşünemiyordu. Neyse, şimdilik bu tür konular benim için pek önem teşkil etmiyordu. Adamın dediklerini biraz aklımda tarttıktan sonra üç kişilik bir takımla gideceğimizi anlamıştım. Ayrıca burada bulunduğumuz için görevin yaşayanlar dünyasında olduğunu kestiriyordum. Zira görev rukongaide yahut soul societyde başka bir yerde olsaydı kapıların birinde toplanırdık, zaman kazanmak için. Bu yaklaşımımın doğru olma oranı yüksekti ancak burada yeni olduğum için yüzde yüz emin değildim. Ayrıca bu düşüncemi de dört kişilik takımımla paylaşmak istemiyordum. Yararı dokunabilir bilgiler olabilirdi ancak karşımızda burada kıdemli olduğu her halinden belli olan birisi vardı ve benim yaptığım analizi 'çok bilmişlik' olarak adlandırıp beni ters köşeye yatırma durumu olabilirdi. Yani en iyisi susmaktı.
Durumu incelerken bir şeyi unuttuğum zerk etmişti beynime. Afro saçlı adam ismimizi sormuştu. Şu ikiside hemen yırtık dondan fırlamış, ve kendilerini isteklice tanıtmıştı. Özellikle Hiroshi Kenshin ismindeki shinigaminin egoist tavırları ondan hoşlanmamam için gerekli bir nedendi. Hoş insanların çoğunu sevmesem de onların arasında bu tür egoistleri dahada çok sevmiyor hatta nefret ediyordum. Oldum olası kendimi üstün olarak düşünmüştüm. Egoistlik yaptığımın farkındayım ancak bu gerçek olan bir şeydi.* Teğmenin içimi sıkan bakışlarını durdurabilmenin tek yolunun kendimi tanıtmak olduğunu çok geçmeden anlamıştım. Yapabileceğim en sade tanıtım, ismimi söyledikten takımımın rozetini adamın görebileceği bir şekilde dönmekti. Aynen de öyle olmuştu. Adama yüzümü döndükten hemen sonra sağ kollarımı önümde birleştirmiş ve ; '' Judith Rivka. '' demiştim. Rozetimi gördüğü zaman buraya görev için geldiğimi anlamasını bekliyordum. Zira farklı bir takımın üyesinin burada işi olmazdı, özellikle sıradan biriyse.
Out : Hiroshi-san ;
Rpde yazdıklarımı umarım yanlış anlamazsınız zira karakterim yahudi biri olduğu için kendisini diğer din mensuplarından dolayısıyla diğer insanlardan üstün görüyor. Belirtmek istedim.
Herbiriniz kendisini tanıttıktan sonra Teğmen Ren konuşmaya başladı;
" O kadar heyecanlanma Zanabari, sözlerin birbirine dolanıyor. Ve Kenshin, Şef'in senden bahsettiğini duymuştum, oldukça sorunlu bir elemanmışsın umarım görev sırasında herhangi bir problem çıkarmazsın. Şef'in senin için bana vermiş olduğu talimatlar hiç de hoş değil." Daha sonra gözlerini yavaşça Judith'e çevirmişti; "Ufak çetemizde bir hanımın olması hoş bir şey. Ama cinsiyet farkı benim açımdan hiç önemli değilidir, göstermiş olduğunuz performansa daha fazla değer veririm."
Daha sonra 13. Takım binasından içeri girdi ve yakınlardaki bir kiraz ağacının dibine oturdu. Eliyle sizi yanına çağırdı ve "Oturun" diyerek önüdeki açıklığı işaret etti.
"Görevimiz dünyaya gidip sıra dışı bir olayı araştırmak." ellerini başının arkasına dayayıp ağaca iyice yaslanmıştı bu sırada. "Bildiğiniz üzere ölen birisinin ruhu genellikle yolculuğuna Seireitei'ye uğrayarak devam eder. Buradan sonrası bizi ilgilendiimez. Ana bazen ruhların bir ksımı yolculuğuna devam edemez, bazılarını dünyaya bağlayan şeyler vardır onlardan ayrılamazlar ve bazıları da en korkunç şekilde birer hollow olurlar. İşte bu noktada biz devreye gireriz. Dünyaya bağlı ruhların ve hollowların yolculuklarına devam edebilmesini sağlamak bizlerin sorumluluğudur."
Derin bir nefes aldı. Bu sırada yaslanmış olduğu dallardaki çiçekleri seyretmekteydi. Bir süre sessiz kaldıktan sonra bakışlarını size çevirerek devam etti;
"Uzun bir süredir belli bir bölgeden hiç bir ruhun gelmediği tespit edildi. Bu oldukça sıra dışı bir durum. Kayıp ruhların olması normal ama bu şekilde toplu kayıplar hiç yaşanmamıştı. Bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Bu durumu araştırmak için küçük bir takım toplanmasına karar verildi. Başlıca amacımız buna neyin neden olduğunu bulmak ve topladığımız bilgileri merkeze ulaştırmak."
Eliyle kabarık saçlarını kaşımaya başladı. Bir iki teli eline gelmişiti bunları yüzüne yaklaştırıp biraz inceledi sonra üfleyerek uzaklaştırdı.
"Şu kız ne kadar hoştu ama duruma bakılırsa konuşmayı sevmiyordu. Sanırım, insanları da pek sevmiyordu ki benden pek hoşlanmamıştı, her halde." Ben bunları düşündüğüm sırada teğmen konuşmaya başlamıştı;
" O kadar heyecanlanma Zanabari, sözlerin birbirine dolanıyor. Ve Kenshin, Şef'in senden bahsettiğini duymuştum, oldukça sorunlu bir elemanmışsın umarım görev sırasında herhangi bir problem çıkarmazsın. Şef'in senin için bana vermiş olduğu talimatlar hiç de hoş değil." Daha sonra gözlerini yavaşça şu konuşmayı sevmeyen, kıza çevirmişti; "Ufak çetemizde bir hanımın olması hoş bir şey. Ama cinsiyet farkı benim açımdan hiç önemli değilidir, göstermiş olduğunuz performansa daha fazla değer veririm."
Teğmen sözlerini bitirdikten sonra, hemen maydanoz olmuştum. "Şey, bir şey diyeceğim.. Sanırım, bu görevde sorun çıkarmayacağım; tehlikeli bir görev olduğunu duydum, bana göre bir görev. Bir de size isminizle hitap edebilir miyim? Pek fazla teğmen, lakap, usta gibi isimleri kullanmayı sevmem ama bana göre istisna biri var, oda şef.."
Teğmen birden hareketlenip, binadan içeri girmişti.. "O da ne?" çok güzel bir kiraz ağacı vardı ve teğmen onun yanına oturmuştu.. Binanın içinde bir kiraz ağacı ilk defa görüyordum.. Sanırım buranın havasının güzelliği de bundan kaynaklanıyordu.. Ben uzaktan kiraz ağacını inceler iken, Ren(Teğmen) eliyle bizi yanına çağırdı ve "Oturun" dedi, önünü işaret ederek.. "Emir almak!!" bana göre değildi ama kendime ve şefe söylemesem de bir söz vermiştim. "Bir daha hata yapmayacağım!!"
"Görevimiz dünyaya gidip sıra dışı bir olayı araştırmak." derken, Ren ellerini başının arkasına dayadı ve arkasına yaslandı ki, bu sırada; "Bildiğiniz üzere ölen birisinin ruhu genellikle yolculuğuna Seireitei'ye uğrayarak devam eder. Buradan sonrası bizi ilgilendiimez. Ana bazen ruhların bir ksımı yolculuğuna devam edemez, bazılarını dünyaya bağlayan şeyler vardır onlardan ayrılamazlar ve bazıları da en korkunç şekilde birer hollow olurlar. İşte bu noktada biz devreye gireriz. Dünyaya bağlı ruhların ve hollowların yolculuklarına devam edebilmesini sağlamak bizlerin sorumluluğudur."
Ren durakladı ve yeni bir konuşmaya hazırlanmak için derin bir nefes aldı.. Sanırım, kiraz çiçeklerini seyretmeyi seviyordu ki, sessiz kaldığı süre boyunca onları izlemişti.. "Uzun bir süredir belli bir bölgeden hiç bir ruhun gelmediği tespit edildi. Bu oldukça sıra dışı bir durum. Kayıp ruhların olması normal ama bu şekilde toplu kayıplar hiç yaşanmamıştı. Bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Bu durumu araştırmak için küçük bir takım toplanmasına karar verildi. Başlıca amacımız buna neyin neden olduğunu bulmak ve topladığımız bilgileri merkeze ulaştırmak."
Bu arada, düşünmüştüm de bir şeyler araştırmak pek bana göre değildi ama söz verdiğim için görevi her şeyimle yapacaktım.. Bu sırada elleri ile bonus saçlarını kaşımaya başlayan Ren eline gelen teli yüzüne yaklaştırıp, inceledikten sonra: "Sorusu olan?" demişti. "Sanırım, bu adamda benim gibi fazla düşünmeyi sevmiyordu ki fazla da düşünemiyordu.. Duraklaya duraklaya konuşuyordu.." neyse benim bir sorum vardı ve konuşmaya başlamam gerekiyordu, diğerlerinden önce. "Şey, sorunun kaynağını bulunca oraya saldırmayacak mıyız?" dedim ve içimden "İnşallah, saldırırız ve s.keriz onları.." diye, kendi kendime seslendim.
Kim Lan Bu Adam??
Hiroshi Kenshin
Yaş: 28 – 65 Takım:11. Takım Rütbe: Takım Üyesi Zanpaktou: - Saldırı Listesi:- Çalışmalar: -
Puanlar
STAT PUANLARI;
Güç:7 Dayanıklılık:3+1 Hız:10
BLEACH TİPİ STAT PUANLARI;
Kenjutsu:8+X2 Kidou:4 Reiatsu:8
Görevler VE Kazanılanlar
KONU ADI:Takıma Alındım – Şey, Sanırım, Yani, Hım Heralde!! – 11. Takım Binası KAZANILAN: +1 Dayanıklılık
KONU ADI: Kayıp Ruhlar – DÜNYA Kazanılan: X2 Kenjutsu