gönderen Goutou Nobunaga tarih Pzt Oca 02, 2012 2:37 am
Uyanır uyanmaz camı açtığımda, çok güzel bir hava ile karşılaşmıştım. Adeta ruhumu okşayan, içimi kıpır kıpır yapan, kısacası beni iyi hissettiren bir hava. Dışarıya karşı yüzümde mutluluk dolu bir tebessüm ile gerindim. Canım değişik bir şeyler yapmak, adrenalin patlaması yaşamak istiyordu. Bunu yapacak enerji, hava ve kararlılığa sahiptim. Sanırım göreve çıkmak benim ilacım olacaktı. Tabi ortalıkta bir karışıklık ya da bir sıkıntı yok gibi görünüyordu. Bu da görev verilme ihtimalini azaltıyordu. Şimdilik yapabileceğim tek şey, istediğim bir şeyin gerçekleşmesine ışık tutacağı inancıyla umut etmekti.
Tuhaf buluşmadan bu yana 2 gün geçmişti. Pek bu tarz işleri sevmeyen bir senseimiz vardı anlaşılan. Aslına bakılırsa ben de pek sevmezdim buluşma, toplantı gibi şeyleri. Umarım bu düşünce gibi diğer düşüncelerim de senseimizle uyum sağlar. Tahminlerim doğrultusunda, senseimizin sıkıcı bir kişi olmadığını düşünmüştüm. Böyle uzak durması, pek ortalarda gözükmemesi, bizimle ilgilenmemesi beni gıcık etse de, sabır kozumu kullanarak bu duyguyu bastırmaya çalışıyordum.
Posta kutusuna bakmak amacıyla kapının önüne çıkmıştım. Kapağı açtığımda birkaç broşür ve bir zarf gördüm. Saçma sapan broşürleri buruşturup yere atıp asıl bakmak istediğim zarfa yöneldim. "Kim bana mektup yollayabilir?" Dedikten sonra zarfı üst kısmından yumuşak bir şekilde yırttım. Oldukça düzgün bir yazı ile karşılaşmıştım. İçeriği ise görevle ilgiliydi. Yarın sabah 7'de akademi binasının önünde toplanmamızı söylüyordu senseimiz. Heyecanla kağıdı katladıktan sonra görev için gerekli eşyalarımı toplamaya koyulmuştum. Görev işi, hareketli ruhuma iyi gelecekti.