Göz kapaklarının ağırlığını kaldırmaya çalışıyordu. Yastığında kendisine ağır gelen kafasını, bir daha kaldırmak istemiyordu fakat kalbi hâlâ çarpmaya devam ediyordu. Sağ elini suratından kaydırıp saçlarının arasına daldırdıktan sonra bugün ne yapacağını düşündü. Bugün bir plânı yoktu. Yatağında doğrulduktan sonra düşünceleri, ailesinin yokluğuna kaydı. Katillerinin kim ve nereli oldukları hâlâ bir muammaydı. Bunu öğrenmenin bir yolu var mıydı acaba? Belki Akademi’dekilerden küçük de olsa bilgi kazanabilirdi. Bu yüzden bugünkü durağı, Akademi olacaktı. Yüzünü yıkayıp, kendisini uykunun ellerinden kurtardıktan sonra saçlarını yıkadı. Kafasını kurulayarak salona geçtikten sonra çoğu zaman olduğu gibi dayısı ortalıklarda yoktu. Bu adam, nasıl bu kadar uyuyabiliyordu yahu? Nasıl beceriyordu bunu? Üstüne shinobi kıyafetlerini giydikten sonra kapıdan çıkartıp, kendisini gerçeklerle yüzleştirmek için Akademi’nin yolunu tuttu.
Ailesinin ölümünden beri dayısı ile bu konu hakkında hiç konuşmamıştı. Belki kendisi de bir şey bilmiyordu fakat o, en azından bir şeyler öğrenebileceğini hissedebiliyordu. Akademi’ye giden yolda giderken, söyleyeceği şeyleri plânlamaya başladı. Ne diyecekti onlara? Doğru düzgün bir cümle kurması gerektiğinin farkındaydı. Tabiî resmî olması da gerekiyordu. Arkadaşı ile konuşur gibi konuşamazdı. “Selamlarımı sunmakla beraber, buraya bir konu hakkında bilgi sahibi olmak için geldiğimi de söylemek isterim. Ölen annem Mamaru Hitomi ve babam Mamaru Ryota hakkında bilgileri öğrenebileceğim bir yer veya kişi var mı acaba?” Bu cümle, işe yarayabilirdi. İçindeki sabırsızlıkla, hızlanmaya başlamıştı. Aklında bir düşünce vardı fakat bunun doğruluğundan emin olmak istiyordu.



News